Back to all articles
CYTOPIC ORIGINAL

Başarısızlık Üzerine Kurulu Bir Sistem: Kuzey Kıbrıs Kan Bankaları ve Üzerine Konuşmadığımız İnsan Bedeli

Yayınlandı 17 November 2025 · 6 dk okuma

Editör CyTopic Editorial Team

Dört gün önce, hazırlıklı olmadığım bir şekilde beni sarsan bir şey yaşadım. Dedemin acilen kana ihtiyacı vardı iki donör, O Rh+, en sık ihtiyaç duyulan ama yine de hayati öneme sahip kan gruplarından biri. 2025 yılında, acil bir durum için iki ünite kan bulmanın kolay olacağını düşünürsünüz. Güvenilir, organize bir sistem olacağını sanırsınız. Bir kan bankası. Bir kayıt sistemi. Hayat kurtaran bir altyapı.

Ama yok.

Kuzey Kıbrıs’ta ulusal bir kan bankası yok. Hiç. 400 binden fazla insanın yaşadığı, modern hastaneleri, her yıl açılan yeni binaları ve devlete ait büyük projeleri olan bir yerde, kan saklamak için temel, kamusal, merkezî bir sistem yok.

Bunu duyduğumda, gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

Hiçbir ailenin yaşamaması gereken panik

Doktorlar bize iki O Rh+ donöre ihtiyaç olduğunu söylediği anda her şey bir yarışa dönüştü. Tıbbi bir yarışa değil sosyal medya yarışına. Bir anda artık sadece sağlık çalışanlarıyla muhatap değildik; Instagram hikayeleriyle, WhatsApp mesajlarıyla, Facebook gruplarıyla ve arkadaşların arkadaşlarından paylaşım istemesiyle uğraşıyorduk.

Bizim dayandığımız 'sistem' bu.

Bir hastanenin ulusal bir kan bankasından iki ünite çekmesi yerine elimizde şunlar var: - 'X hastanesinde acil kan lazım' diyen Instagram hikayeleri. - 3.200 üyesiyle Kıbrıs Kan Bankası gibi, çaresizce başkalarına yardım etmeye çalışan Facebook grupları. - Ailelerin akrabalara, iş arkadaşlarına ve eski sınıf arkadaşlarına telefon açıp donör için yalvarması.

Tüm süreç rastlantısal, kırılgan ve ürkütücü.

Bunu yaşadıktan sonra, sadece doğru donör doğru zamanda bulunamadığı için kaç kişinin acı çektiğini — ya da öldüğünü — gerçekten kavradım.

Ve en kötüsü ne biliyor musunuz?

Bu bir kriz olarak bile görülmüyor. Normal kabul ediliyor.

Neden bu normal?

Kendime sürekli şunu sordum: Kaç kişi kan olmadığı için öldü? Kaç acil ameliyat yapılamadı? Sadece birkaç ünite güvenli bir yerde dursa, kaç kişinin hayatı kurtulurdu?

Bunu asla bilemeyeceğiz, çünkü kimse kayıt tutmuyor.

Ama mantıklı düşünelim: - Ulusal kan bankası yok - Doğru dürüst kan rezervi yok - Donör kayıt sistemi yok - Acil durumlar için tampon yok - Kriz anları dışında düzenli bağış kültürü yok Bu bir tesadüf değil. Bu, başarısız olmaya programlanmış bir sistem — ve bedelini insanlar ödüyor.

Yakın Doğu Hastanesi’nin kan bankası var ama özel

Cevap ararken bana şunu söylediler: 'Yakın Doğu’nun kan bankası var.'

Ama YDÜ özel bir kurum. Sadece özel bir hastanenin kan stoğu tutuyor olması, kamunun ise hiçbir şeye sahip olmaması şok edici. İşleyen sağlık sistemlerinde özel hastaneler ulusal kan bankasına dayanır.

Kuzey Kıbrıs’ta ise ulusal kan bankası… yok.

Dedenizin yaşayıp yaşamayacağına fiilen bir özel şirketin karar vermesini hayal edin. Bu kabul edilemez.

Can yakan bir karşılaştırma

Hayatımın bir kısmını Güney Kıbrıs’ta geçirdim. İngiliz Okulu’ndayken, son senemde Kızılhaç okula gelip 18 yaş üstü öğrenciler için kan bağışı kampanyaları düzenlerdi.

O zamanlar bunu pek önemsemiyordum. Sıradan bir etkinlik gibi geliyordu.

Şimdi anlamını çok iyi biliyorum: sistemi hazırlıyorlardı stok oluşturuyor, güvenlik ağı kuruyor, kanın ihtiyaç anından önce orada olmasını sağlıyorlardı.

Güney Kıbrıs’ta her büyük şehirde bir kan bankası var. Bazı şehirlerde birden fazla.

Sınırı geçtiğinizde ise sanki 50 yıl geriye gitmiş gibi oluyorsunuz. Arabaya atlayıp Güney’deki American Heart Hospital’a gidebiliyor ve kan bulabiliyorsunuz, çünkü orada altyapı modern ve işliyor.

Bu fark, gereksiz olduğu için daha da acıtıyor.

Daha büyük bir sorun: Hiçbir kamuya açık defibrilatör yok

Bu konuyu arkadaşlarımla konuşmaya devam ettikçe, daha da şok edici bir şey öğrendim: Devlet, kamusal alanlarda otomatik defibrilatör (AED) sağlamıyor. Olan birkaç AED varsa bile özel olarak yerleştirilmiş durumda.

Benim okuduğum Birleşik Krallık’ta ise eski kırmızı telefon kulübeleri defibrilatör istasyonlarına dönüştürülüyor. Şehir merkezinde yürürken birkaç metre aralıklarla birden fazla AED görebiliyorsunuz.

Kuzey Kıbrıs’ta ise neredeyse hiç yok. Kamuya ait bir ağ, bir harita, bir veri tabanı, bir strateji yok. Bu sadece bir eksiklik değil — doğrudan hayat memat meselesi.

17 Kasım: Birleşik Krallık’ta gördüklerim, ne kadar geride olduğumuzu gösterdi

17/11/2025’te, İngiltere’de trenle yolculuk ederken yanımdaki adam epileptik nöbet geçirdi. Sonrasında olanlar, işleyen bir sistemin insan hayatını nasıl koruduğunun canlı bir örneğiydi.

Tren müdürü anında geldi. Adamı yan çevirip nefes yolunu açık tuttu. İlk yardım eğitimi almıştı — hem de gerçekten. Makiniste haber verdi. Tren yavaşladı ve en yakın istasyona yönlendirildi.

Tren hâlâ hareket halindeyken makinist vagonda doktor olup olmadığını sordu. Bir doktor ve bir tıp öğrencisi ortaya çıktı. Adamı değerlendirdiler, ambulanstaki sağlık ekibiyle konuştular ve yanında kaldılar.

Ambulans, tren istasyona varmadan önce istasyona ulaştı. Adam stabilize edildi ve güvenli bir şekilde hastaneye götürüldü.

Her şey çalıştı. Herkes ne yapacağını biliyordu. Sistemler uyum içindeydi. İnsanlar eğitimliydi. Kaynaklar mevcuttu.

Şimdi aynısını Kıbrıs’ta hayal edin.

Etrafınızdaki kaç kişi ilk yardım eğitimi almış? Kaç otobüs şoförü? Kaç öğretmen? Kaç kamu çalışanı? Toplum, böyle bir durumda ne yapacağını biliyor mu? Bir ambulans, o trafikte gerçekten zamanında gelebilir mi?

Cevabı hepimiz biliyoruz.

Sağlık sistemi acilen yeniden değerlendirilmek zorunda.

Bir ülkenin sarayı olup kan bankası nasıl olmaz?

Öncelikleri anlamaya çalışıyorum.

Devlet şu projelere para harcarken insanlar ne hissetmeli: - saraylar, - dev havaalanları, - gösterişli mimari projeler… …ama buna rağmen ulusal kan bankası gibi temel, hayati bir kurumu kurmuyor? Kamuya açık AED ağı kurmuyor? Yaygın acil durum ve ilk yardım eğitimi vermiyor?

Bu ne mesaj veriyor? - Binalar, insan hayatından daha mı önemli? - Törenler, acil ameliyatlardan daha mı değerli? - İmaj, hayatta kalmaktan daha mı kritik?

Bana sorarsanız, bu sadece hayal kırıklığı değil ahlaki bir skandal.

Konumuz siyaset değil. Konumuz halk sağlığı, insan güvenliği ve basit sağduyu.

Bir ülkede, sadece kimsenin O Rh+ gruplu birini bulmak için saat 2’de Facebook’a bakmaması yüzünden önlenebilir bir ölüm gerçekleşebiliyorsa, o ülke kendine modern diyemez.

Psikolojik yük

Dört gündür bu durum beni tamamen tüketti. Başka hiçbir şey düşünemedim. Zihnimde aynı sorular dönüp durdu:

Ya donör bulamasaydık? Ya benim sosyal çevrem yeterince geniş olmasaydı? Peki ya yalnız yaşayan insanlar ne yapıyor? Ya birinin gece 3’te kana ihtiyacı olursa? Birisi yeterince hızlı paylaşım yapmadığı için kaç kişi hayatını kaybetti?

Bu soruların var olması bile başlı başına bir trajedi.

Sağlık sistemi, şansa, zamana veya sosyal medyadaki erişimine bağlı olmamalı.

Geleceğe dair gerçek bir adım: Devlet kan bankası kurmak

Çözüm son derece basit: - Tüm hastanelere bağlı, devlete ait, merkezî bir ulusal kan bankası. - Her birkaç ayda bir hatırlatma gönderen dijital donör kayıt sistemi. - Üniversiteleri, iş yerlerini ve köyleri dolaşan mobil kan bağışı araçları. - Liselerde ve üniversitelerde, Kızılhaç tarzı düzenli bağış kampanyaları. - Travmalar, doğum komplikasyonları ve nadir kan grupları için özel acil rezervler. - Düzenli bağışı teşvik eden kamuoyu bilgilendirme kampanyaları. - Ada genelinde kamuya açık AED’lerin yerleştirilmesi. - Özellikle kritik pozisyonlardaki çalışanlar ve şoförler için zorunlu ilk yardım eğitimi.

Bunların hiçbirisi karmaşık değil. Hiçbiri yeni değil. Hiçbiri için uzay çağı teknolojisine gerek yok.

Tek gereken, önemsemek.

Bir insan hayatı Instagram hikayelerine bağlı olmamalı

Her ülkede zaman zaman kan sıkıntısı yaşanır. Ama neredeyse her modern sağlık sistemi, bu belirsizliği azaltmak için bir tür kan bankası altyapısına sahiptir.

Kuzey Kıbrıs’ta ise belirsizliğin kendisi sistem.

Ve sorun da tam olarak bu.

Öğle yemeği fotoğraflarıyla tatil story’leri arasında kaybolan, çaresizce yazılmış Instagram çağrılarına güvenmemeliyiz.

Ulusal çapta tıbbi acil durumları, birkaç bin üyeli Facebook gruplarına bırakamayız.

Şansa güvenmemeliyiz.

Daha iyisini hak ediyoruz. Anne babalarımız, dedelerimiz, çocuklarımız — hepsi daha iyisini hak ediyor.

Umudum

Bu yüzden kaç kişinin öldüğünü bilmiyorum. Kimse bilmiyor.

Ama bir şeyi biliyorum:

Hiçbir şey değişmezse, bu tekrar olacak. Tekrar, tekrar ve tekrar.

Doğru düzgün bir kan bankası lüks değildir. İşleyen bir acil müdahale sistemi keyfi bir tercih değildir. Kamuya açık bir AED ağı 'olsa da olur' değildir. Bunlar halk sağlığının temelidir.

Daha güvenli, daha sağlıklı, daha insancıl bir gelecek istiyorsak, ilk adım çok basit:

Ulusal bir kan bankası kurmak. Kamusal AED’ler yerleştirmek. Toplumu eğitmek.

Diğer her şey — saraylar, havaalanları, imaj bekleyebilir. İnsan hayatı bekleyemez.

What did you think of this article?

Ad space (728x90) – supports Cylingo & CyTopic

Want to share your own story? Visit 'Write With Us' on the homepage