Back to all articles
CYTOPIC ORIGINAL

Söylenen bir Toplum, Kıbrıslılar

Yayınlandı 24 January 2026 · 5 dk okuma

Editör CyTopic Editorial Team

Söylenen bir Toplum, Kıbrıslılar

Komiktir ki kuzey kıbrıs’lıları tembellikle itham edeceğim yazıma tam da ders çalışmam gereken yerde sırf çalışmamak için bir bahane olarak başlamış durumdayım. Eh, şunu şöyle yorumlamak en doğrusu, kendi düşüncelerimle çelişmiyorum:) tabii bir de yarınki sınavdan A2 alacağımdan emin olmam da işin diğer kısmı(sonuçlar açıklandı, A2 aldım). Belki de tembellik konusunda az kıbrıslı kalmışımdır.

Kıbrıs kuzeyinde(güney hakkında yorumda bulunmayım, yeterince bilgi sahibi olduğumu düşünmüyorum) devlet, hükümet, mevcut yönetim, adına her ne derseniz deyin, yıllar boyu insanlar tarafından eleştirilmektedir. Gerek yollar, giderler gibi altyapı eksiklikleri, gerek hükümetin ekonomik, eğitim vs. politikaları, eleştirilmeyen bir taraf bulursanız gökkuşağının altında son model bir Mercedes te bulacağınızdan şüphem yok. Kıbrıs politikalarına uzağın yakını-evet politik konuları gommalarla1 falan tartışırık ama çok fazla da işin içinde değilim- diyebileceğimiz bir pencereden bakan ben, bu eleştirilerin bu kadar fazla olmasını anlayabilmekteyim. Çünkü diğer insanlar kadar en az ben de adadaki yanlışları görmekteyim.

Adadaki yönetimsel, sadece devlet nezdindeki yönetim değil birçok kuruluş vs, yanlışları görmek oldukça mümkün ve bunlara gelen tepkileri anlamak çok da mümkünatsız değil. Yıllardır birçok insan ve dolayısıyla kurum belli konularda karar kılıyor ve illaki bu kararları sevmeyen, kararları eleştiren kesimler çıkıyor. Çeşitliliğin temel bir kuralı olan fikir ayrılığı ve çelişkiler tabikide adamızda pek tabii olacak ve yegane devam edecek değişmez bir gerçek. Zaten dünyanın diğer her yerinde de anlaşmazlıklar var. Fakat dönüp içimize bakacağımızda bir duraksayıp kendimizi sorgulamamız bir gereklilik. Dönüp de kendimize bakalım dediğimizde toplumu bazı kategorilerle değerlendirmek mümkün. Bu kategorileri görmek ve anlamak adanın şu anki durumuna ve gelecekte gelebileceği duruma dair bize bilgi sunabilir.

Kıbrısta halkın 4 kesiminden bahsedeceğim bu yazımda.

Facebooklu orta yaş; adamızın bu şahsına münhasır2 kesminin her konuda yorum sahibi olmakta, bu yorumlamaların kaynağı sahip oldukları ortalama IQ ve yorum yaptıkları bu bilgiye ulaşımları facebook’ta gördükleri gönderiler ve reel’ler, veya devlet dairesi iş yeri gibi ortamlarda çevrelerinden edindikleri bilgiler. Bu kişiler ekonominin nasıl düzeleceğini bile yaklaşık 2 dakikada çözebilecekken, her konuda (torpil vs) söylenmeyi pek tabii yaparken, devlet dairesine gittiğinizde işlerin bu kadar sarkımasının veya bu bahsedilen torpillerin yapılmasının sebebi ise bilinmiyor; malum, bu kişiler eleştiriyorsa bunları sebebi onlar olamaz(!)3.

Entel geçinenler kesimine bakacağımızda ise şunları söylemek pek mümkün, biraz kitap okudu biraz sanatla ilgilendi diye kendini daha yukarda gören, çevresindeki her şeyi eleştiren ve hepsine en güzel çözümleri ürettiğini sanan bu kesim, open minded4 olduğunu göstermeye çalışan ve böyle olduğunu sanan bu arkadaşlar aslında iki üç kişisel işle uğraşmak dışında pek te toplumda bir şeyleri değiştirmeye çalışmıyor. Genelde bu kesimi “en Kıbrıslılar” oluşturur(hepsini değil ama...). İnsan eşitliği halk kardeşliği falan filan geçinip yeri geldiğinde kendi toplumundan, milliyetinden olmayanı içten içe hor görmektedirler. Çünkü kendileri kusurdan arındırılmışken bu kargaşalar düzeninin sebebi eleştirdikleri ve hor gördükleri insanlardır(!). Olur da siz onlara laf söylerseniz ise hemen alınırlar, bir tık kırılgandırlar. Insta face ya da oturdukları kitap kafelerden, surlariçi barlarından bir şeyler hakkında konuşup söylenmek onlar için çok daha basit olsa gerek. Neme lazım5, bu insanlar toplumdan biraz azalsa o kadar da bişey kaybetmezdik, birkaç latte az yapılırdı o kadar. Ve üzülerek belirtmekteyim ki, yetişen nesilde bu betimlememe uyacak birçok birey bulunmakta-ben böyle miyim diye düşündüğümde ‘yok ya ben cylingo için uğraşırım bunu yaparım şunu yaparım diye kendimi avutacak şeyler buluyorum. Aciba öyle miyim? Kim bilir...

Bir de gençler(gençlerin bir zaten ‘enteller’ kısmına girmekte. Kalan kısmı ise bu kategoride denilebilir.) kanadı var ki durum hiç iç açıcı değil. Günümüz gençleri, lise-Üniversite olur, aynı orta yaş gibi problemlerden arada bir söylense de bu konuda pek de bir adım atmamakta. “ben bu katkıyı verebilirim” diyen sayısı az. Katkı veren bir kesim var ama bu kesmin pek de büyük olmadığı, hatta bu kesmin içinde olanların bir miktarının kendi hayatlarının da sorumlulukları ve üşengeçliklerinden potansiyellerin çok altında katkı verdikleri ortada duruyor. Bazı kişilerin sırf kendini göstermek için adayı çok severmiş gibi yaptığı, emek verirmiş taklidi yaptığı daha da ortada(bkz. çok değerli çok Kıbrıslı Influencerlar).

Son olarak adada birşeyler için emek veren, üreten insanlardan da bahsedelim. Birkaç kişi var. Takdir ve teşekkür ediyoruz.

Belki sisteme müdahale etmek o kadar basit değil. Belki saydığım insanların çok büyük bir kısmı değişime etki edecek niteliğe bile sahip değil(ki bu bir hakaret değil). Örnek olarak ben ekonomiyi milim bile iyileştiremem çünkü bu benim alanım değil, niteliğim yok. Fakat en azından gave içerken ettiğimiz şikayetler için minimal bile bir şeyler yapmak, ya da en azından kendi sahip olduğumuz işi doğru yapıp sonra konuşsak yine birazcık hak vereceğim. Bu itiraz ettiğimiz noktalarda itirazlarımız kayda değer seviyede olsa, eylemlere yürüyüşlere katılmak olabilir mesela. Hatırlatırım, birkaç yıl önce belediyelerin nerdeyse yarısı kapatıldı, belediye çalışanlarının eylemine kaç kişi katıldı? Yapay zekalı kameralar keskin zekalı siyasetçiler eliyle gelirken herkes sordu, “siz yolları yenilediniz mi, ışıklandırma yaptınız mı?”. Bunun için eylem yapıp hakkımızı aradık mı, en azından imza kampanyası birşey yapamaz mıydık? Bunları yapmadıktan sonra Alayköy anayolundan 65le geçip de ceza yerseniz bunu haketmediniz mi?

allora der İtalyan, então der Portekizli, her neyse anlamına gelir. Her neyse, kendim ettim kendim buldum vari gidecek ada. Tabikide adayı etkileyen birçok etken var ve bazı etkenler bizim elimizde değil. Lakin bizim elimizde olan etkenleri de pek iyi kullandığımız söylenemez. O yüzden olanların bazıları müstehaktır. O zaman yazıyı da Ömer Hayyamın bir dörtlüğünün iki dizesi ile bitireyim;

İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet6

Müstehaktır ona her türlü zillet7.

Gomma: Arkadaş(Cylingo.org)

Şahsına münhasır: kendine has

(!): ironi olduğunu ifade eder, speaking cynical darlings;)

Open minded: Açık görüşlü

Neme lazım: doğrusunu isterseniz(TDK sözlük)

İllet: Kızdıran, sinirlendiren (şey veya kimse). (TDK sözlük)

Zillet: hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma. (Oxford Languages)

What did you think of this article?

Ad space (728x90) – supports Cylingo & CyTopic

Want to share your own story? Visit 'Write With Us' on the homepage